
Arkadaşım, benim ellerim ve ayaklarım turuncu. Neden diye sormayın artık. Evet, ellerim turuncu. Son günlerde "Senin ellerin neden turuncu/sarı?" diye soranların sayısı iyice arttı. Buradan açıklığa kavuşturayım da inşallah bir daha bu soruyu duymayayım.
Hayır, her hafta bir düğüne gitmiyorum ve ellerime kına yakmıyorum. Hayır, sadece ellerimi bronzlaştırmıyorum. Sarılık geçirmiyorum. Yalnızca, ne kadar doğal bakın, günde bir buçuk kilo havuç yiyordum ben. Nasıl yapıyordum bu işi bilmem, insanın midesi bir saatte bir kilo havucu nasıl alabilir onu da hiç anlamıyorum düşününce, ama yiyordum. Hatır hutur, gidip gelip havuç yiyordum, evet. Dolabın önünden hiç ayrılmıyordum. Alışveriş yaparken "Bu kız bu kadar havucu ne yapıyor?" diye düşündüklerini düşünüyordum. Endişe verici boyutta havuç yiyordum. Gayet de miyopum, o da soruluyor arada bu açıklamalarımın ardından.
Eskiden daha ördektim, ama havuç yemeyi hemen hemen üç ay önce bıraktım. Beta karoten öyle hop diye terk etmiyor vücudu, bu bir. Havuç kadar olmasa da kırmızı biber de beta karoten içeriyor ve ben günde beş, bazen altı kırmızı biber yiyorum ve bundan vazgeçmeyi kesinlikle reddediyorum, bu da iki. Havuç çılgınlığıma benzer bir durum değil bu, ama kırmızı bibere öyle bayılıyorum ki hayatımdan çıkaramam. Aynısı beta karoten içeren diğer besinlerim domates, lahana ve brokoli için de geçerli. Onlarsız yapamıyorum ve renksiz yetiştirilmelerini talep ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder