
El sıkışmak çok mühim ve öyle herkesin beceremediği bir iştir. Kişilerin bu konuda doğuştan herhangi bir yeteneksizliği bulunmadığı halde yanlış öğrenilmiş davranışlar ve kibarlık hususunda gereksiz hassasiyetlerden kaynaklanan bir el sıkamama durumu, sosyal hayatı derinden etkileyen bir sorun halini almıştır.
Geçmişte yalnızca kadınların yaşadığı bir problem olan düzgün tokalaşamama, zaman içerisinde evrimleşerek erkeklere de bulaştı. El sıkışmayla ilgili esaslar, tanışma adabının samimiyetine uygunsuz bir şekilde hiçe sayılıyor. Şöyle ki, yeni biriyle tanışıyorsunuz, karşınızda duruyor ve yüzü size dönük; gülümsüyor, gözlerinizin içine bakmaya gayret ediyor. Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi. Derken tokalaşma evresi başlıyor:
Birincisi, daha elini uzatırken bir uzatsam mı uzatmasam mı ikilemine düştüğü otuz metreden saptanabilecek kimseler. Bunlar kollarını güvensizlik içinde dirsekten büker ve üst kolu mümkün olduğunca bedenlerinden uzaklaştırmamaya özen gösterirler. İnsanın aklına yüzlerinde saptanamayan fakat hayalde rahatça canlandırılabilen kayık bir gülümsemeyi ve devrilen gözleri düşürürler. Böylesi bir girizgahın ardından tanışmanın neden gerçekleştiği sorgulanabilir duruma gelmiş olur, zira karşısındakiyle tanışmaya bunca isteksiz gibi görünen bir kimsenin dirsekten aşağısını oynatmaya neden tenezzül ettiği sorusu kafa karıştırır.
İkinci evre daha can alıcı olan ve eylemin asıl kısmının gerçekleştiği tokalaşma anıdır. Burada yapılması gereken hareket, canlı ve yerinde bir kuvvetle karşıdakinin elini sıkmak, hafifçe sallamak ve nazikçe bırakmaktır. Bu esnada içten gülümsemeyi ve göz temasını kaybetmemek, belli belirsiz ve hızlıca biraz eğilmek de yerinde olacaktır. Fakat bunun yerine neler yapılmıyor ki! Bir kere, elini hemen çekmek isteyenler var. Bunlar karşısındakini ellerinin en fazla yarısını teslim almaya layık görürler, hatta bazen yalnız parmak uçlarını. Bu türden gizlenmiş bir hakarete maruz kalan eylemin ikinci kişisi, kendini böcek gibi hissetmişse yeridir. Sanki kendisi çok pis, tanışılması pek gereksiz bir kişidir ki elin tamamını hissetmeye vakıf olamaz. Bir de elini karşısındakine kırılacak eşya gibi sunanlar vardır; aman elimi tutma der gibi elini avucunuza bıraktıklarında ne yapacağınızı bilemez, soğuk terler dökmeye başlarsınız. Sıksanız olmaz, belli ki elinin sıkılmasını istememektedir. O halde elini neden uzatmıştır? Şayet elini yumurta tutar gibi değil de gerektiği şekilde sıkarsanız, aniden bir yanlış yaptığınız hissine kapılırsınız; ay tüh keşke pek sıkmasa mıydım pişmanlığına düşersiniz ve bu esnada karşınızdakinin yüzünü sizin son derece başarısız ve kaba olduğunuza işaret eden bir ifadeyle bağdaştırıverirsiniz. Sıkmasanız bu sefer el sıkamayanlardan olursunuz ki öyle samimiyetsiz bir pozisyona düşmekten de utanç duyarsınız.
Yukarda bahsi geçen tüm tokalaşamama deneyimlerinin ardından kendinizi süklüm püklüm bir durumda, sudan çıkmış balık kıvamında ve tanışma anının kutsallığına yakışmayan gereksiz ikilemlere sürüklenmiş bulursunuz. Halbuki tanışırken karşısındakine hak ettiği saygıyı göstermek ve bunu eller aracılığıyla sonuna kadar hissettirmek son derece önemlidir, aksi halde tanışma eylemi hiç başlatılmamalı, yürüyüp gidilmelidir. Böylesi çok daha erdemli ve tutarlı bir davranış olacaktır. Tokalaşma esnasında elinin tuzla buz olacağı, pisleneceği, kopacağı endişesini taşıyanlar, bu hislerini karşısındakinin omzuna suçluluk duygusu ve aşağılık kompleksi formunda yükleyeceklerine dürüst davranıp ellerini hiç uzatmamalıdırlar.
Son bir grup vardır ki bunlar eli ortalamanın üzerinde bir kuvvetle sıkar, zaman zaman eylemi bir güç gösterisine çevirirler; fakat bunların tokalaşması insanda hafif bir fiziksel acıdan başka kötü bir etki bırakmadığı gibi tanışmanın ardından küçük espriler yapılmasına ve böylece etraftakilerin daha hızlı kaynaşmasına bile önayak olabilir. Yine de en doğrusu doğal davranmak, belirli ölçüleri de göz ardı etmemeye çalışmaktır.
Kibarlık, temas halindeki bölgenin metrekaresiyle ters orantılı değildir. El sıkışırken bu altın kuralı lütfen unutmayınız ve tokalaşma hususunda gerekli özeni göstermeye, aynı zamanda toplumu da bu konuda eğitmeye gayret ediniz. Doğru tokalaşma becerilerine sahip olabilme arzusunu taşıyorsanız, samimiyet ve saygı çerçevesinde hareket etmeniz yeterli olacaktır; gerisi içinizden gelir ve böylece sandığınız kadar zor olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder