9 Mayıs 2010 Pazar

Buzdolabımdan Meksika esintileri



Her zamanki gibi beş yüz altmış iki nokta sekiz kilo salatalığımı almış eve gelmiştim. Hevesle doğradığım salatalıklarımdan son derece garip bir tat almamla başladı her şey. Plastikten farksız, terlik yiyormuşum gibiydi. Önce anlayamadım, bir tane daha deneyeyim belki bunda bir sıkıntı vardır dedim, sonra bir tane daha. Kendi tuhaflığımdan olabileceğini düşündüm, salatalığa bu kadar absürt bir tadı konduramadım. Şüpheye mahal vermeyecek kadar salatalık tükettikten sonra kararımı verdim ve ertesi gün durumu Mega'daki manav amcama bildirdim. Sorma, dedi, diğer müşterilerden de şikayetler yağmış o ara. Antalya sera üretimi salatalıklarımız fazla ilaçlanmış, ondan kimsecikler yiyememiş.

Bunlar bahar tatilinden hemen önce oldu. Birkaç gün öncesine kadar salatalıklarım gayet normal lezizlikteyken perşembe akşamı stokladığım salatalıklardan yine aynı korkunç tat fırladı, o gece uykum kaçtı. Cuma günü yürüyüşten sonra evdeki salatalıkları yeni ve daha az ilaçlılarla değiştirdim. Bugün ise iki-üç günde bir boşalan dolabımı yeniden doldurmak üzere Mega'ya gittim ve kasa kasa salatalık-domates-biber ve başka bir şeyler daha aldım. Salatalıklarda ilaçlımsı bir tat var ama yenebilir durumda. Kahvaltı olarak önceki partiden kalan biberleri tükettim, akşam salatama yeni poşetten bir biber doğradım ki o da ne?! Ağ-zım kav-rul-du. Kırmızı biberin de acısı oluyormuş ve bugün bana vurdu! Salatalıklarda olduğu gibi belki sadece bir biber acıdır gibi yüzde sıfır nokta sıfırsıfırsıfırbirlik bir umutla poşetten iki-üç biber daha deneyeyim dedim ama salatalık denemeye benzemiyor bu, dudaklarım cayır cayır yanmaya başladı, öyle ki ısıtmakta olduğum yemek hazır mı değil mi diye bakmaya kalktığımda zerre tat alamayışımla iyice moralim bozuldu.

Nedir ki bu manav musibeti? Şöyle bir şey yapasım var, alışverişe giderken bir tabak ve bıçak götürüp kendime küçük bir antre hazırlayıp öyle satın alacağım. Hisarüstü'nün gurmesi olur, yeni bir akım yaratırım belki. Kahvaltı şakaya gelmez dostum, yarın sabah arabaya atlayıp dolaptaki biberleri tırnak yeme karşıtı oje fabrikalarından birine teslim ettikten sonra tatlı kırmızı biber arayışına girmek durumundayım.

Tanrı'm sen domateslerimi koru...

Hiç yorum yok: