3 Mayıs 2010 Pazartesi

Kristal



Ağlamak, ağlayabilmek ne güzel şeydir. Uzun süredir ağlayamıyorum, sanki ağlamak istediğim de yok ama bazen kendimi sıkıntı içinde vakit öldürmeye çalışırken aklıma ağlamadığım düşüyor - ve ağlamanın insanı nasıl rahatlattığı.

Çok yorar beni ağlamak. Ağladıktan sonra taş taşımış gibi serilir kalırım. Yorgunluk değil belki gözlerimden akıp giden bunaltıcı duygulardan kurtulmuşluğumun rehavetidir. İki damla gözyaşı döksem sanki nefes nefese kalırım. Gerisinde hiçbir şey yapmasam da olur, bir şeylerden kaçıyorsam ağladıktan sonra haklı duruma düşer ve kendimi kötü hissetmeden kaçmaya devam edebilirim. Bir şeylere üzülüyorsam -kendi hayatımdan, küçük şeylere- üzüntüm hafifler, hatta üzülmeyi bırakırım bile. Korkuyorsam korkularımla yüzleşmiş olurum; onlarla konuşmuş, onlara dokunmuş, onları somutlaştırmış olurum. Damarlarıma nokta nokta dağılmış ne kadar endişe varsa hepsini birleştirir dışarı çağlatırım, bunu farkına vararak yaparım.

Bedenimde uzun bir gezintiye çıkarım; bacaklarımdan, karnımdan tek tek hasat toplarım. Elime gelen her tomurcuğu incelerim, koklarım; sonra parlatıp bohçama doldururum. Kimini doğrarım, kimini soyarım, bazısını olduğu gibi atarım kazana. Ölçüyü tutturmaya çalışırım, ekler çıkartırım, uzun uzun karıştırırım. Kaynar, fokur fokur pişerken kokusu beynime nüfuz eder ve artık bölük pörçük değil, hepsi bir arada ve uyum içinde dolaşmaya başlarlar içimde. Berrak buhar geçtiği yolları açar. En son göz pınarlarım açılır, sıcak ve tuzlu emek boşanır gözlerimden. İçimi havalandırırken yanaklarıma servis yaparım. Peçeteyle yüzümü temizlerim bittiğinde, burnumu sildiğimde bulaşıklar da yıkanmış olur ve ziyafetin tatlı yorgunluğuyla baş başa kalırım.

Ağlamak insanı haklı çıkarır, başkalarının değil kendi gözünde. Bazen sevinmeye de üzülmeye de sonuna kadar hakkımız olduğunun farkına varamadığımızda her şeyin olması gerektiği gibi devam ettiğini hatırlatır. Dünyada bizden başka çok, çok insan olduğunu gösterir, bizi sanki tanıdığımız ya da tanımadığımız bir sürü insana yakınlaştırır. Yalnızlığa ağlayanı bile sıcacık kalabalığa karıştırır; o kalabalıkta omuzları dik, yüzü ışıl ışıl yürüyecek gücü getirir ve yürürken çevresine selam verdirir. Elinde kese kağıdı torban, başında hasır şapkanla koşuşturur gibi olursun.

Hem sonra nasıl güzelleştirir ağlamak! Tamam, burnun ve yanakların kızarır, gözlerinin altı şişer, hatta torbalanır. Ama insanın cildi nasıl pamuk gibi olur; bembeyaz, pürüzsüz. Birkaç derin nefesle sakinleştikten sonra ağlamanın makyajı oturur. Ne saçını başını yapman gerekir, ne doğru düzgün giyinmen. Elinde parça parça olmuş mendilinle öyle duru, öyle güzel görünürsün ki!

Boşverin, bahaneniz olsun ağlamak. Birçoklarının yalan sebepleri, kendine sadakatsizlikleri yok mu; oysa siz kendinize koca bir iyilik yapıp en masum şekilde biraz çalacaksınız zamandan, gözyaşları akarken o duracak ve hiç hesap sormayacak ardından. Hiç düşünmeyin yapmanız gerekenleri, nerede olmak istediğinizi, geçmişinizi, geleceğinizi, hatalarınızı, kaçtıklarınızı, yakalandıklarınızı, önemsemediklerinizi, ihanetlerinizi. Biraz ağlayınca pişman olduğunuzu sandıklarınızdan bile küçük bir mutluluk çıkacak. Gözyaşlarınız içinizi buran her şeyin acılığını alacak, seyreltecek, yumuşatacak.Yola devam etmek için bazen gerçekten ağlayabilmek gerekiyor, çekinmeyin ağlamaktan. Kendinizi kandırdığınız, sudan sebepler yaratarak boş yere isyan ettiğiniz yanılgılarına düşmeden ağlayın. Sonuna kadar ağlayın, ağladıkça kendinizi nasıl sevdiğinizi fark edeceksiniz ve göreceksiniz ki haklısınız, ağlamakta ne kadar haklıysanız kendinizi sevmekte de o kadar haklısınız; sevilmeye ve her şeyin üstesinden gelmeye layıksınız. Gözyaşlarınızın yanaklarınızda bıraktığı yollardan yürüyün, en çaresiz hissettiğiniz anda ışığa giden patikayı kendiniz çizdiniz işte, en işe yaramadığınızı sandığınız dakikalarda bile uğraşıp patikalar yaratabildiniz!


İçten, tertemiz gözyaşları döktünüz. Bundan daha saf, daha değerli bir şey olabilir mi? Gerçekseniz, iyi ki gerçekten ağlayabildiniz. Bakın, düşen her damla kristal olup ışığı renklerine ayırdı ve binlerce küçük gökkuşağı oluşturdu bile!

Uzanıp seyretme zamanı şimdi! Artık doğru zamanda kalkacağınızı biliyorsunuz.

Hiç yorum yok: