Bu dönem kapıcısız ve zaman sıkıntısı çeken hayatıma gazete okumayı azimle entegre etmeye çalıştım ve üç güncük gazete okumamanın bedelini bugün nasıl da ağır ödedim! Murphy Kanunları yine devrede. Cuma günü dergi okuyasım tuttu, sonra hediye peşinde koşturdum. Nasılsa memlekette olup bitenler bir türlü değişmediğinden bir günlük uzaklaşmanın büyük bir kayıp olmayacağını düşündüm, zaten hafta sonu da herhalde yer yerinden oynamazdı. Cumartesi malum ordan oraya koşturdum, pazar kahvaltımı yaparken yalnız pazar ekini okudum, zira Kamer Genç'le yapılan bir röportaj vardı ve ben bu adamı anlamak, tanımak istiyordum. Neden olduğunu bilmediğim bir şekilde Kamer Genç'in deyim yerindeyse biraz kıvrak bir adam olduğu görüşüne sahiptim, oysa bu görüşümün nasıl oluştuğu hakkında pek bir fikrim de yoktu ve birkaç gün önce yazdıklarına çoğunlukla katıldığım ve beğenerek okuduğum bir köşe yazarının kendisini öve öve göklere çıkarmasının ardından Kamer Genç'le ilgili hislerimin peşine düşmeye karar vermiştim. Baktım fırsat ayağıma gelmiş, zamanım da çok dar, açtım pazar ekini ve gazetenin kendisine hiç dokunmadım. Belki Güney'de okurum diye yanımda götürdüm, ama pazar ekinin evde bakamadığım kısımlarına göz atabildim sadece. Kimse de bana bir şey söylemedi.
Dün internette "Baykal'ın eşi konuştu!" diye bir başlık vardı. Allah Allah dedim, Baykal'ın eşi durduk yere ne diye konuştu? Tam laba gitmiş teçhizatı kurmuşken annem telefon açtı ve Baykal'ın istifa haberini verdi. Hiçbir şeyden haberim olmadığı için hiçbir anlam da çıkaramadım bu durumdan ve sonra ne hikmetse gazete okumadığım günden beri ülkenin kaset skandalıyla çalkalanmakta olduğunu öğrendim.
Önce üzüldüm. Ne var, ne diye istifa etmiş, dedim. Keşke etmeseymiş, bak Clinton'a hey maşallah o kadar olay çıktı başına da koltuğunu bırakmadı dedim. Sonra Baykal'ın zaten tahtından inmesi gerektiğini düşünen ve son bir yıla değin benim de zaman zaman aralarında bulunduğum kesimin boyutlarının bu durumdan sonra Baykal'ı iyice madara edeceğini ve zamanı gelip gideceği gün şimdiki onurunu arayacak durumda olacağı fikrine kapıldım.
Ne acıdır ki bir siyasetçinin parti başkanlığı böyle yakışıksız bir şekilde son buldu. Baykal'ın eylemsizliği, icraatsızlığı, halka inme sorunları kimi zaman öylesine gözüme batıyordu ki muhalefette kalmakla bir amacı olduğu hissine kapıldığım ve ikili oynayıp oynamadığını sorguladığım zamanlar oluyordu. Ne var ki memlekete gerekiyor olduğu bir şekilde saptansa bile solda devrim niteliğinde bir yeni oluşuma zamanın yetmeyeceğini ve onun yerine elimizdekine tutunmamız gerektiğini düşündüğümden Baykal'ın kişisel yetersizliklerine ve hırslarına boyun eğmek durumunda kaldım. Baykal şöyle, Baykal böyle diye fazla dırdır etmedim. Evet, kesinlikle bir şeyler olması gerektiği gibi değildi, ama adamı yerden yere vurmak da çözüm değildi kanımca ve yalnızca daha çok dağılma getiriyordu. Bu dağılmanın baş sebebi Baykal'ın kimselerle uzlaşamaması ve aslında muhalefette kimsenin kimseyle uzlaşamayıp meydanı iktidara bir güzel bırakması olsa bile, yanlarına gidip onları şöyle bir silkeleyerek böyle giderse ellerine hiçbir şeyin geçmeyeceğini anlatamadığımdan, birliği sağlayamayan yine kendisi olsa bile, birlikten ayrılmamaya gayret ettim.
Son bir yılda olaylar hiç beklemediğim oranda öyle bir kötüleşti ki idealleri tamamen bir kenara bıraktım, siyasetçilerin kişisel hırslarını da, solda bir açığın olup olmadığını da, Baykal'ın dürüstlüğünü sorgulamayı da, kısaca olsa ne güzel olur her şeyi ikinci plana attım; çünkü artık geliştirilmesi gereken şeylerden ziyade acilen kurtarılması gereken şeyler vardı. Bunlar her zaman acil olmakla birlikte şimdi çok, çok acildi. Bir şey değişecek miydi bilmiyorum; alttan alttan değiştirilen anayasalar, yeni kanunlar, eğitimdeki bunca değişiklik, basılan kitaplardaki korkunç yenilikler, balyozlar, içerdekiler, özgürlüğü sebepsizce ellerinden alınmışlar, trajikomedilere başrol oyuncusu atanmışlar... Bunlar düzelecek miydi, hiç olmazsa birileri bunları durdurmak için gerçekten bir şeyler yapmaya yeltenebilecek miydi; sanki az kalmıştı ve ben ısrarla bekliyordum. Aklıma bazen soru işaretleri düşüyordu, bazen çok kızıyordum muhalefete, ama yine de biraz daha bekleyeyim diyordum ve bugün bekleyişim beklenmedik bir kesintiye uğradı, öyle ki neyi bekleyeceğimi iyice şaşırdım.
Afalladım. Şu dakika kaçırdığım üç günde neler döndüğünü hala tam olarak bilmemekle beraber yarın iyice öğrenmeden önce paylaşmak istediğim şey, şaşkınlığım. Memlekette neler oluyor Allah aşkına?!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder