24 Mart 2010 Çarşamba

Yıkıla döküle okula gitmek sendromu



Ne yaparsam yapayım mutlaka taşıyabileceğimden daha fazla şey birikiyor elimde. Yaz kış fark etmeden devamlı bir ekstra giysi parçası gezdirmek durumunda kalıyorum, nasıl oluyor bilmem ama illa ki bir şey üstümde değil elimde oluyor. Bu atkıysa bir süre sonra kesin yerleri süpürmeye başlıyor, hırka kazak gibi bir şeyse yirmi adım sonra muhakkak arkamdan birisi yanaşıp "Pardon, bu sizin mi?" diye onu bana uzatıyor. Gözlükler kafamdan ve hatta normal şekilde burnumun üstünden düşüyor, boyutları küçük kitaplar mütemadiyen patır patır kayıp yuvarlanıyor. En kötüsü de çay kahve taşıdığım zamanlar; dökülebilir olduklarından ekstra özen istedikleri için geri kalan her şey öbür ele transfer oluyor, bu dengesizlik içinde yürümek kahveyi çayı zaten daha bir yalpalatıyor. Bu esnada diğer eldeki yığının saçılma potansiyeli de epey artmış oluyor. Sonuçta içecek istisnasız her seferinde ve iki koridorluk mesafede en az bir kere olmak üzere dö-kü-lü-yor! Bilhassa öğrencilik ve arkasından sosyal hayatımı işgal eden bu "yıkıla döküle okula gitmek sendromu"ndan kurtulmak istiyorum.


Hiç yorum yok: