28 Mart 2010 Pazar

ShortShop


Bugün iflas etmemişsek bence bir daha etmeyiz!

Uyandığımda hava güzeldi, ama dünden daha kötüydü. Hava durumuna aldanıp dün yaptığım sahil keyfini bugüne bırakmadığıma içten içe çok sevindim. Normalde çok planlı programlı bir mükemmeliyetçi olduğum için yarın hava daha güzel olacakmış, o halde bugün kapalı alan işlerimi halledeyim mantığına sığınmam beklenirdi, böylece ben de takip ettiğim dergilerin Nisan sayılarını almak, Blink'ten sonra okumak için kitap seçmek, biten kremlerimi yenilemek ve iPod'umun kaybettiğim şarjöründen bir tane daha almak için Kanyon'a giderdim. Ama ne oldu, içimden geleni yaptım ve iyi ki öyle oldu, o zaman dün alelacele Mango'ya girmemin ardından Kanyon'da yapacaklarımın hepsini İstinye Park'ta da yapabileceğimi ve üstüne boğazıma kadar alışveriş keyfine batabileceğimi fark ettim. Böylece sabah camı açıp burnuma gelen yaz kokusunu çeke çeke yeteri kadar açık hava depoladıktan sonra, on beş dakikada İstinye'ye vınladım.


Neler neler aldım, bir kere bu sene haki renkle kot kumaşının "kombinlenmesi" - bu kombinlenme lafı da yeni çıktı daha ağzım alışamadı. Eskiden kombinasyon yapma diyorduk, artık kombin oldu her şey - beni çok heyecanlandırıyordu ve ben de dedim ki geri durmayayım. Ortaokulda bir ara haki takıntısı yapmıştım, sürekli gidip gidip aynı renkten bir sürü şey alıyordum, sonra tabi sıkıldım ve pek elimi sürmedim. Etkisi anca geçmiş, bugün kendime bir ceket ve garip bir aksesuarımsı, boleromsu, ceketimsi aldım ikisi de aynı renk. Of, sonra o hep giymek istediğim ama herkes anında kaptığından hiçbir yerde bulup da bir tane edinemediğim üstü büzgülü straplez, yerlere kadar elbiselerden aldım bir tane. Amerika'da kaybettim diye çılgına dönüp koca bir caddeyi ayağa kaldırdığım lacivert hırkama benzer -ama onun tırnağı dahi olamaz- bir lacivert hırka aldım ki İstinye Park'a en son gidişimde bedenini bulamayıp medium almaya yeltenmiştim ve kabinle ilgilenen çocukla ortaklaşa, almamam yönünde fikir birliğine varmıştık. Bu sefer small bulunca tamam sen bunu alıyorsun artık, dedi hemen. Stradivarius'ta neyi alıp almayacağıma beraber karar veriyoruz. Bir de elbise beğendik bana, kırmızılı kareli bir şey. Ben böyle elbiselere birkaç senedir resmen imreniyorum; deniyorum, yakışıyor, ama alsam bile pek giyemiyorum, elbiselerin içinde rahat hissedemiyorum. Bu sezon bir elbise almıştım önceden yine dayanamayıp, sonra dün bir etek, derken bugün iki elbise daha - ve üstelik bu sefer çok rahatım onları giyerken, nasıl oldu bilmem ama çok güzel oldu. Geçenlerde durup dururken bir yazıma Judy Jetson başlığını koymuştum ya, bugün Judy'li tişörtü görünce evren beni çağırıyor dedim. Lisedeyken bir kere kasıp kavuran denizci modası dönmüş, ondan da kısa bir tişört kaptım. Sonra kırmızı beyaz çizgili bir taç aldım, yetmedi bir de çiçekli kot bant aldım. Ay bir de terlik aldım ayaklarımı sevmez gençliğime aldırmadan, hem de bilekli! Bööyle omuzları dantelli, gri bir bluzum oldu sonra. Başkaa, C&A'dan küpeler kolyeler avuçladım, oraya gidince yapılabilecek en mantıklı hareket avuçlamak galiba. O kadar çok şey var ki, ben hayatta böyle YKM, Boyner, Macy's tarzı yerlerden giyecek bir şey alamam. Milyon tane güzel şey çıkar içlerinden biliyorum, ama resmen başım dönüyor içeri adım atar atmaz, o yüzden de zaten çoğu zaman bildiğim yerlerden şaşmıyorum. Bıdı bıdı birinden diğerine koşup işimi bitiriyorum ve diğer mağazalara hiç dalmıyorum, çünkü onları da talan etmeye kalksam artık alışveriş merkezinde yatıp kalkmam gerekir, korkuyorum. Aslında İstinye'ymiş falan yerine gidilip keşfedilebilecek bir sürü butikler falan var değil mi, fiyatlar da bunların onda biri, onu da biliyorum ama ne yapalım ben de böyle rahat ediyorum işte. C&A'e girdiğimde saat altıyı geçmişti ve İstinye'de artık yere iğne atsak belimize kadar düşerdi, sonra çocuk yığını tarafından engellenir, yere varamazdı. Takıların dizildiği döner tablalar çocukların baş eğlencesi olmuş, dört bir yandan kimi çeviriyor, kimi aralarından geçiyor, yürümesine izin verilmeyenler babalarının kucağında feryat figan ağlıyorlar ve ben gücümün son noktasına gelmişim. Kısaca alışveriş merkezinden kaçmanın zamanı artık.


Yalnız bir kot şort beğenmiştim ve bedeni yoktu, ama nasıl beğendim. Şimdi her yerde böyle minik minik şortlar falan delicesine moda oldu, ama kim bunları nerede giyecek orasını çözemedim. Hepsi tam poponun altında kalıyor, nasıl giyelim? Ama bu öyle değil! Tamam, kısa, ama daracık falan değil. Bende bir tane kot şort var ama hakikaten plajda giyersin onu, öyle dergilerde falan gördüğümüz gibi salına salına giyemezsin sokakta. Ona alternatif bir şeydi bu gördüğüm, ama işte beden yok! Başka bir sürü denedim, hayır kardeşim ben o şortu istiyorum! Diğerleri ya çok uzun, ya çok biçimsiz ya da renkleri onun yanında peeh kalıyor. Kontörüm de tam bugün bitti bitecek, açıp soramıyorum Akmerkez'de var mıymış. Biz annemle alışveriş konusunda da çok pis dayanışma içindeyiz, ona arattım Akmerkez'i, kadın demiş ki bizde böyle bir ürün yok. Nasıl yok yahu kodunu verdik işte. Ben de dedim artık ne olacaksa olsun, en can alıcı noktada kadının yüzüne kapansın umurumda değil, aradım Akmerkez'i sordum şortu, var dediler ben de anında Akmerkez'e gidip şortu aldım. Konu alışveriş oldu mu böyle de acar olurum, Fizan'da olsa yine yolunu bulur giderim; yoksa kafamda durdukça beni yiyip bitirir. Yazın sıcaktan öldüğümüz bir zaman haricinde giyersem babam muhtemelen illet olacak şorta, bu kısa diyecek, ama sakil dursa zaten giymezdim ki. On yıl sonra da nasılsa giyemeyeceğiz böyle şeyleri, şimdi giyelim, alalım hevesimizi bitsin! Hem şort işte, adı şort, kısa olmayacak da ne olacak.


Ayrıca Apple'ı tebrik etmek istiyorum. Birkaç ay önce yeni iPod Shuffle'lardan aldım. Ses kontrolünü ve parçalar arası geçişleri, kısaca her şeyi kulaklığın üzerindeki kumanda bölgesinden halledebiliyorsun. Kulaklığı kaybettin mi yeni kulaklık alamazsın yani, gidip Apple'dan o kulaklığı almak zorundasın. İçine de bir şarj kablosu koymuşlar, toplam uzunluk kırk beş milimetre, küçük parmağım kadar ve tabii ki kayboldu. Bu şarj kablosu da öyle büyük iPod'larla uyumlu değil, onu bırak bir önceki nesil Shuffle'larla bile uyumlu değil, hadi bakalım ondan da bir tane almak zorundasın. Mükemmel bir strateji. Kırk beş milimetre, altın yumurtlayan kablo.

Şimdi keyfime göre bir zamanda Kanyon D&R'a gidip kitap ve dergi seçmek kaldı, o da işin kolay ve zevkli kısmı zaten. Takımımın deplasmanda ezeli rakibini ezip geçmesinden dolayı da çok gururluyum!

Hiç yorum yok: