Bakın ne oldu: Moyo'dan kalkarken aperitivoyu servis etmeye başlamışlardı ve benim en en en en sevdiğim körili kuskus, buğday pilav, pirinç pilavı, tonlu makarna, mercimek (ki sadece bir kere mercimek yapmışlardı geçen sene, ba-yıl-mış-tım), pesto soslu makarna, bezelyeli pilav ve nohut yemeğinden koyduklarını gördük. Olamaz dedim, olamaz, bu hayallerimin aperitivosu ve benim başka bir yerde olmam gerekiyor!
Ashley de tüm bunları ne kadar sevdiğimi ve böyle bir kombinasyonun bir daha yaratılamayacağını bildiğinden "İstersen sen Moyo'da ye, sonra buluşuruz!" dedi. Ne yapacağımı bilemedim; çünkü Soul Kitchen'da çok güzel sohbet ediyorduk, yanımızda genç Avustralyalı bir kız vardı, onunla konuşmaya başladık. Tasarımcıymış ve Ferragamo'da çalışmak üzere Kasım'da buraya gelmiş. Derken aklıma bir fikir geldi: madem iki içecek alacaktım, o halde ilkini Moyo'da alıp yazılarımı yazar, fotoğraflarımı düzenlerken muhteşem aperitivomun tadına varırdım, ikincisini de bir saat gibi bir sürenin ardından Soul Kitchen'da alırdım! Şahane bir plan yapmış olmanın mutluluğuyla soluğu Moyo'da aldım. Bu yemeklerin tadını ömrüm boyunca unutmama im-kan yok!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder