24 Kasım 2010 Çarşamba

Öğrenci kabusu



Dün gece çok garip rüyalar gördüm. Tekrar ÖSS gibi bir sınava giriyormuşum ve İstanbul'da hiçbir yeri tutturamıyormuşum. Bunca sene burada yaşadıktan sonra bohçamı yapıp Ankara'ya dönmem icap ediyor yani. O kadar beklenmedik bir şey ki bu benim için, neye uğradığımı şaşırıyorum. Bir yandan durumu anlamaya çalışıyorum, bu nasıl oldu diye soruyorum kendime; diğer yandan nedeni nasılı boşverip beni bu durumdan kurtaracak bir çözüm bulmayı deniyorum. Puanım İstanbul'daki özel üniversitelerden birine yetiyordur belki, diye düşünüyorum (tam bu esnada kendi kendime, yahu ben seneler önce ÖSS'ye girmemiş miydim, ben Boğaziçi'ni bitirmedim mi diye soracak oluyorum ama durumun vahameti karşısında derhal harekete geçme isteğim bu tür mantık analizlerini bastırıyor - belki biraz daha ısrarcı olsam, rahat ol rüya görüyorsun, seviyesine gelebilirdim ama neyleyeyim) ve bu düşüncemi yarım ağız babamla paylaşmaya yelteniyorum, fakat babamın tavrı beni öyle dört sene daha özel üniversitede okutacak bolca paramız olduğu yönünde değil sanki. Bu durumda bana tek bir çözüm yolu kalıyor: işe girip çalışmak, para kazanmak. Kendimi insanların uzun iki üç sütun masalar boyunca bilgisayarlar karşısına yerleşmiş, robot gibi çalıştıkları bir odada buluyorum bir anda. Burada çalışmaya karar vermişim, ama öyle ani bir karar ki "Merhaba, ben buraya Hande'nin yerini almaya geldim!" sözcükleri ağzımdan adeta fırlıyor, kontrolsüzce ileri atılıyorlar ve bir an sonra onları tekrar ağzıma tıkabilmek için müthiş bir istek duyuyorum. Ne yaptın sen, diyorum kendi kendime, burada ne diye çalışacaksın, senin başka bir hayatın var ve şimdi durduk yere başına çıkardığın şu işe bak! Nasıl da renksiz, nasıl da karanlık bir ofis, ve dahası ekranlarda siyah zemin üzerine yeşil yazılar dönüyor, sanki bilgisayarın yeni icat edildiği zamanlara dönmüşüz!


Ay ne karışık ve zorlayıcı, ne uzun rüyaydı! Rüyalar birkaç saniye sürüyor falan diyorlar bir de. Hadi canım; şu anlattıklarım birkaç saniyeye falan sığmaz, ne streslere girdim ben bütün gece! Bayramda Ankara'yı ayrı, İstanbul'u ayrı sevip, sevmekle kalmayıp bu ikisini kafamın içinde didik didik inceleyerek sevdiğim her şeyin üzerinden tekrar tekrar geçer, bayram sonrası okula dönüp ödevlerin ve projelerin tam ortasına düşer, sonucu açıklanan sınav kağıdımı kontrol eder, teyzemlerin evinde Hande'nin güzel resimlerine bakarak iç geçirir ve bütün bunları zorlu bir öğrenim sürecinden geçmiş bir kimse olarak yaparsam böyle olurmuş demek.

En kötüsü bu sınavlı rüyalar. Final dönemi biter, üç beş gün sonra bilmem ne finaline girdiğimi görürüm. "Ben bu finale girmemiş miydim?" demek isterim, ama elimde kalemle salonda oturduğuma göre böyle bir çıkış yapmak son derece abestir. Arada bir finallerden ÖSS mertebesine kadar gerileyebiliyorum demek. Babam şu yaşında bile rüyalarında finallere giriyorsa ben de tüm sınavlara girip çıkacağım tabii ki. Bu bayram salı gecesi rüyamda Hakan Hoca çarşamba günü ders yapacağımızı bildiriyordu, hem de bir değil iki saat, ve önce bu duruma şaşırıyor, sonra kendime hayret ediyordum: ders olması ihtimali vardı demek, peki ben bunu nasıl göz ardı edebilmiş ve bu durumu hiçe sayıp Ankara'ya gelebilmiştim, kendimden haberim yok muydu benim, bütün bunlar nasıl olmuştu ve şimdi kaçıracağım iki dersi nasıl telafi edecektim?..

Of okul of. Bari uykumuzda taciz etme.

Hiç yorum yok: