Her daim markacı olacaksın hayatta. Salı sabahı odamı temizleyecektim, fakat bir önceki temizlik serüvenimin ardından ellerim kıpkırmızı oldu ve sonraki üç gün boyunca pul pul sağa sola saçılıp temizlediğim her yeri tekrar toz içinde bıraktı. Böylece bu sefer eldivenle temizlik yapmaya karar verdim, gelin görün ki bir gün önceden bir çift eldiven satın almayı unuttum. Markete gidip eldiven alıp dönmeye de çok üşendim, üşendim demeyelim de bunun bana kaybettireceği yarım saati göze alamadım. Alt kattaki küçük markete telefon açıp bulaşık eldiveni satıyorlar mı diye sordum, satıyoruz, dedi adam. Kolaya kaçtım ve B. marka bir çift eldiven aldım.
Soruyu sorarken "bulaşık eldiveni" dedim, ve böyle sormuş olduğum için bu eldivenler yalnız bulaşık yıkarken mi kullanılır, yoksa daha genel alanlarda, örneğin ev işi yaparken de kullanılmaları makbul müdür diye düşünmeden edemedim. Şayet genel alanlarda kullanımları resmiyet kazanmışsa bunun da bir şekilde belirtilmesi, geleneksel "bulaşık" eldiveninin devrimci bir anlayışla yeni bir kimliğe bürünmesi gerekiyordu. Nitekim o ağzımıza "bulaşık eldiveni" diye yerleşmiş terimin yerini "ev işi eldivenleri" söz öbeği almıştı, rahatladım. Evet, eldivenlerimle temizlik yapabilirdim artık.Yine de içimde, şöyle tam göğsümde, belirgin bir rahatsızlık duyumsuyordum. Neydi bu eldivenler? Bu markayı ne görmüş, ne işitmiştim. Lavabonun altında geçen seneden kalma bir çift Vileda eldivenim duruyordu; ama onları bu sene hiç kullanmamış ve (nedense) pislenmiş olabileceklerine kanaat getirdiğimden temizlik işinde kullanmaya yanaşmamıştım. Yeni bir çift almaya almaya da bugüne gelmiştim. Onları atmamıştım, çünkü olası bir acil eldiven durumunda işe yarayabilirlerdi. Şimdilik, yani aşağıdan yeni bir çift eldiven almış olduğuma göre, herhangi bir acil eldiven durumu yoktu.
Kovaya su doldurdum, birkaç kapak marka temizleyici ekledim ve odama dönerek ilk iş halıyı silmeye koyuldum; fakat burnuma nasıl acayip bir koku geliyor! Daha önceden temizliği eldivenle yapmama sebebim, eldivenin o lastik kokusunun her tarafa yapışıp sineceği gibi hafif hasta bir zihnin ürünü endişeydi. O nedenle eldiven poşetini açar açmaz ilk iş eldivenleri koklayıp, kokularında herhangi bir abukluk olup olmadığını test etmiştim. Kuru testten geçen eldivenler, ıslanır ıslanmaz fire vermiş ve bulundukları bölgenin on santimetre çapına yoğun, pis, rezil bir koku saçar olmuşlardı. Onlara son bir şans verdim ve kendilerini bizzat, tekrar kokladım. Yüzümü buruşturup derhal çıkardım eldivenleri, doğru çöpe yolladım.
Lavabonun altından kadim mavi Vileda eldivenlerimi çıkardım; gerçek bir acil eldiven durumu yaşıyordum. Haklıydım! "Ulan, bir bulaşık eldiveni için de markacılık yapılır mı?" diye içimdeki rahatsızlığı bastırmaya çalışan sesim, ne kadar boş bir çabaydı! Evet, konu bir çift iş eldiveni olduğunda bile markacı olmakta ne kadar haklıydım. Vileda eldivenler hiçbir şekilde kokmadı, hiçbir yere koku bırakmadı ve ellerim temizliken sonra pamuk gibiydi. Bu son kısmı uydurdum, benim ellerim hiçbir zaman pamuk gibi olmadı; ama kendi sertliğinde kaldı hiç olmazsa.
Bakın, odadaki kızlardan biri eve hiç duymadığım bir marka tuvalet kağıdı almış. Ne tuvalet kağıtları geldi geçti, hiçbiri Selpak'ın tırnağı olamadı, kusura bakmasınlar. Zaten Selpak o kadar içimize işlemiştir ki birçok insanın "Mendilin var mı?" sorusu yerine "Selpak'ın var mı?" sorusunu kullandığını görürüz - hatta "selpaan" diye yazayım, kulağınıza daha da tanıdık gelsin. Evet, Selpak diğerlerinden biraz daha pahalıdır, bilmiyorum çok aşırı mı pahalıdır; çünkü bence Selpak buna değer. Ciddiyim, popomuz buna değer.Neydi o bir şey vardı, "ucuz mal alacak kadar zengin değilim"di galiba, işte bu söz Selpak için birebirdir. Sözgelimi, kullanmakta olduğumuz ne idüğü belirsiz tuvalet kağıdı, her koparışımızda ufalanıyor, parçalanıyor, hiçbir işe yaramadığı gibi insanı iyice strese sokuyor. Zaten tuvalete girmek falan öyle eğlenceli işler değil; hatta burada son derece gereksiz bir itirafta bulunayım ki bahsi geçen eylemden en hafif tabiriyle ciddi şekilde rahatsız oluyor, böyle ihtiyaçları olmayan canlılar olsaydık keşke, diyorum sürekli. Halbuki Selpak, bu tatsız eylemi olabildiğince katlanılır hale getiren en önemli unsurdur. İncitmez, temizler, vaat ettiği her şeyi yerine getirir; size hiçbir sorun çıkarmaz.
Dolapta öteki rulolardan son bir tane kaldı. Tanrım, evet, çok kısa süre sonra bu korkunç, hışır tuvalet kağıdı sendromu bitmiş olacak! Kimse yerine yeni bir abidik gubidik tuvalet kağıdı getirmesin diye günler öncesinden, hem de yirmi dörtlük Selpak aldım, zaferle koydum dolabın rafına. Tabii ki tutumlu olmak lazım; ama iş tuvalet kağıdına geldiğinde Selpak'sız olmuyor.
Hazır tuvalet kağıdı demişken; lütfen tuvalet kağıtlarını yerleştirirken duvar tarafından arkaya doğru değil, kullanıcıya yakın taraftan, önden sarkacak şekilde konumlamaya dikkat ediniz.
2 yorum:
"popnuz Selpak'a değer"
dünyanın en süper çift anlamlı reklamı olabilir ama bu kadar cesur reklamcı yok henüz sanırım =P bari burnunuz Selpak'a değer desinler =P
küçük çocuğu klozete oturtup burnunu tıkatmayı biliyorlar ama. kazık kadar adamlar yerine çocuklardan gidilerek daha yumuşak bir geçişle bu muhteşem sloganı evlerimize taşıyabiliriz!
Yorum Gönder