Kanyon'a gittim çünkü kitap ve biraz daha yılbaşı hediyesi almam gerekiyordu; öte yandan apartman topuklu ayakkabılarım gerçek yüzlerini göstermeye başlamışlardı ve iki saatin sonunda torbaları elimden fırlatıp atacak, bir köşeye kıvrılıp öylece kalacak duruma geldim. Öyle bir yorgunluk, açlık ve üstüne öyle tarifsiz bir acı ki bütün muhakemem, düşünme yeteneğim, iradem, her şeyim yok oldu.
Evet, bunu da yapmışlar! House izliyorsak bu kitapla paralel götürmeliyiz diziyi; sonra kim ne derken neyi kast etmiş, şunun şu söylediği kişiliğinin hangi noktasına işaret etmiş anlayamayız falan. Tabi, aslında her dizinin bir kullanıcı el kitabı olmalı.
İsyanlarım tepe noktasına ulaşmadan önce Paşabahçe'de kendimden geçtim. Şimdi burada açık edemeyeceğim çünkü en sevdiğim arkadaşlarıma hediye olarak aldım, ama öyle şahane tabaklar, kupalar vardı ki hepsini doldurup evime dizmek istedim. Diyorum ya düşünce mekanizmam ve iradem gitmişti, dolayısıyla kendime o bayıldığım tabaklar arasından bir şey almadım. Yani hangisini alsam işime yarar, hangisi yaramaz kestiremiyordum artık. Yarın tekrar gidip kendime bir kupa almayı düşünüyorum şimdi, beynim yerine gelsin bakarız.
Benim bir salata tabağım var, epey derin ama çapı küçük bir şey. Çapı da demeyeyim aslında dört köşeli. Her akşam Allah gözünü doyursun salatasını buna koyuyorum ama sığdırırken biraz eziyet çekiyorum. Kendime çok, çok, çok büyük bir güzellik yaptım ve çok cici bir salata tabağı aldım! Bu akşam salatamı karıştırdığım kaptan yeni ve geniş tabağıma aktarmak, ah nasıl bir keyif! Sonra, sabahları canım paprika sosumu ayrı koyayım diye minicik bir tabakçık aldım. O kadar güzel şeyler var ki domates salatalığımı birine, peynirleri ötekine, maydanozu berikine derken üç beş tabak alıp kahvaltılarıma yeni bir stil kazandırasım geldi. Fakat o an biraz uç ve fazla gaz bir hareket gibi göründüğünden bunu yapmadım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder