Oturma pozisyonu insanı vezir de eder, rezil de. Bizim salona acayip bir iç mimari hakim. Ne yaptım ne ettiysem o kocaman, kazulet masayı odanın yarısını yeyip yutmayacak fakat işe yarar bir konuma yerleştiremedim. Bu nedenle salonda yemek yemek için senelerdir koltuklara kurulur, tabaklarımızı orta sehpasına bırakır ve yiyeceklere eğilmek için sırtımızı kamburlaştırarak iki büklüm oluruz.
Bu derbeder oturma pozisyonu o kadar tehlikeli ki, insanın bütün akşamını alıp götürebilir. İnsan bu pozisyona bir kez geçti mi bir daha ayrılamıyor. Öylece, kambur vaziyette, masaya eğilip kalıyorsun. Yemek bittikten sonra da kalkamıyorsun yerinden. Sanki popon koltuğa yapışıveriyor. Alan kısıtlı olduğundan mıdır nedir, kımıldamak istemiyor insan. Sehpa alçak olduğundan bacaklar falan da sığmıyor tabi. Bazen kibarlık edilip bacaklarımın ikisini birden aynı yöne çevirdiğim oluyor; ama bilhassa tek başımayken bir de bakıyorum ki bacakların biri bir yanda öbürü diğer yanda. Külhanbeyi gibi oturmuşum, sırtım bombeli.
Canım sıkılmaya başlıyor. Bilgisayarda girilip çıkılacak ne bulursam girip çıkıyorum, habire bir şeyler içiyorum, etrafıma bakınıyorum boş boş. Sonra fark ettim ki gün sayan mahkumlar gibi, sıkışıp kalmışım oracığa.
Nasıl oturduğunuza dikkat edin. Çok emir cümlesi oldu ama niyetim emir vermek değildi. Harika bir şey aslına bakarsanız; bir iki kıpırdanmakla ruh halimizde ciddi değişiklikler yaratabilir ve kendimizi daha mutlu, daha canlı kılabiliriz. Garip oturma, hatta bükülme pozisyonunun beni ne kadar kötü etkilediğini anlayabilmek, daha doğrusu bunu idrak edip değiştirebilmek için dört sene gibi bir zaman geçmiş ama olsun. Son derece bilinçli bir şekilde koltuktan kalktım. Diyorum ya oradan kalkması pek zor, insanın kalkar kalkmaz geri oturası geliyor; çünkü alan dar, dönemiyorsunuz, gezinemiyorsunuz ve dolayısıyla kalktığınız yere çökmeyi daha uygun buluyorsunuz. Ama ben savaştım. Pılımı pırtımı topladım ve bir iki git gelin ardından odama taşındım. Yatağıma uzanıp koltuk-alçak sehpa ittifakına karşı bu bilinçlendirme yazısını yazmaya koyuldum.
Alçak sehpa ve sevgili koltuk, sizinle maceramızın da sonuna geliyoruz!..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder