13 Nisan 2011 Çarşamba

Pazar ve Erteleri



Aklı başında, orta yaşlı aileler gezmeye çıksın. Bazıları yanlarına çocuklarını da alıp onlarla ilgilensinler, diğerleri birbirlerinin gözlerinin içine içine bakmak yerine gazetelerine gömülsünler. Günlerden pazar olsun ve biz çocukken pazar günlerini pek sevmeyen, ancak hayata karışıp sorumluluklarla yüklenince pazar günlerini daha bir sevmeye başlayan insanlar topluluğu olarak, biraz da sağdan soldan duyageldiğimiz ütopik pazar tanımlamalarına uyuyor olabilmenin getirdiği pohpohlanmayla, ve öte yandan pazar günlerini diğer günler gibi bir gün oldukları için zaten sevmemezlik edemeyerek, ama işte çocukken pazarı sevmeyip şimdi seven çoğunluğun mutluluğunu da hissederek, şöyle iyice neşelenelim. Pazar günlerini ne zaman sevmeye başladığımızı, pazarları sevmezken mi kendimizle daha barışıktık yoksa pazarları severken mi gibi soruları bir kenara bırakıp pazar günlerine ilişkin ruhsal yaklaşımlarımızın uğradığı dönemsel değişikliklerin hiç mi hiç bir sakıncası olmadığını kanıksayalım. Bunu kanıksadık diye gülümsemeyelim yalnız, çünkü gülümsersek günlerden pazar olduğu ve pazar günleri gülümsemek gerektiği için gülümseriz, işte o zaman pazar gününün bizim için hiçbir anlamı kalmaz. Pazar olduğu için gülümsemek başka şeydir, pazar olunca gülümsemek gerektiği için gülümsemek başka şeydir. Yine de bir pazartesi gülüşüyle pazar gülüşü birbirine çok benzemez, çünkü pazartesi ile pazar günlerinin anlamları o kadar çok insan için iki ayrı yere oturtulmuştur ki, yani "Benim için pazar da pazartesi de aynıdır!" diyebilecek o kadar az insan bulunur ki ister istemez bizim de kafamız bu yönde çalışır. Bana sorarsanız pazar ve pazartesi gülüşlerinin birbirinden farklı olması güzeldir. Biz, bu sefer de çalışan insanlar topluluğu olarak, pazar günü başka enerji ve pazartesi günü daha başka enerji yayarız. Pazar çalışsak, pazartesi çalıştığımız enerjiyi yaymayız herhalde ve bunun çalışmayı sevmemek gibi olmadık şeylerle  ilgisi de yoktur. Belki de istediğim bir çarşamba, bilmiyorum. Hayır, belki bir perşembe, çünkü sesli harflerinin hepsi ince ve böyle kelimeler bana daha iyi hissettirir. 

Hiç yorum yok: