Hayır, niye yazmıyorum biliyor musunuz? Hep bu havalar yüzünden, hep. Benim gibi birkaç insanın daha olduğunu bilmek hoşuma giderdi herhalde, çünkü ben ve benim gibiler, varlarsa, sağdan soldan biraz onay bekleriz. Spora gitmek istemediğimde içimi rahatlatmak için çalışma arkadaşımın da bu akşam spor yapmayacağını teyit etmek gibi, ders çalışamadığım ve zaman tükettiğim sırada yine çalışma arkadaşımın da bugün pek çalışası olmadığını onun ağzından duymak istediğim gibi, havalar yüzünden canı sıkkın olan insanların da isyanlarını işitmek, evet, hoşuma giderdi.
Neden böyle olduğu üzerine kafa yordum geçenlerde, biraz. Daha önceki duyumlarıma göre, kötü havalardan bu kadar etkilenmemin nedeni, farkında olmadan yani bilinç altı ya da dışı diyebileceğimiz bir seviyede, kötü havalarla birtakım kötü durumları eşleştirmiş olmam olabilirmiş. Yani hayatımın kötü şeyler yaşadığım bir dönemi bozuk havalara denk gelmiş belki. Oturdum ve kısa bir süre, zira bu aralar bir şeye uzun süre odaklanamıyorum havalar yüzünden, kötü havalarla neleri özdeşleştirmiş olabileceğimi düşündüm.
Acaba soğuk olduğu için mi kendimi iyi hissedememiştim yoksa soğuklar ruh halime tuz biber mi olmuştu bilmem, ama sıcaklığa hasret kaldığım kimi zamanlar madde dünyasında da sert rüzgarlar esiyordu. Kaçıp saklanmak için önce çetin hava koşullarına göğüs germem, ayaklarımın ıslanmasına razı olmam, kafamı kaldırmadan gözlerimi asfalta çakmam ve var gücümle ilerlemem gerekiyordu. Bir kerecik gökten inemiyordu rahatlık, sürekli dışarıdan dönmek ve soğukla savaşmak gerekiyordu. Beynimde cirit atan bir dolu soyut kavramın yanında ellerimin rengini mordan pembeye çekmek için bile savaşmak durumundaydım. Ben ilerlemeye çalıştıkça kemiklerim sızlıyordu. Güneşli havalarda en azından bu anlamda bir savaşa girmiyordum.
Şimdi hiçbir savaşa girmiyorum oysa. Sanırım soğuk havaların kısıtlayıcılığından yorgun düşüyorum. Devamlı bir yerlere girmek durumundayım, çünkü dışarda üşüyorum! Karanlık, karanlık ve karanlığa bakarken insan nasıl ilham bulabilir? Bulutlar birbirinin üstüne çöreklenip renkleri örttüğü zaman benim de için katılıyor.
Bunları yazıyorum, çünkü şu insanı gıcık eden havada, "üçgen peynir yedim" demek yerine bir anda "iğrenç peynir yedim" deyiverdiğim ve kafamdan bir yerlerden habire, kullanmaktan titizlikle kaçındığım "iğrenç" sözcüğünün geçiyor olabileceğini düşündüğüm bu günde, kelimeleri kullanmaktan geri kalmak daha büyük bir boşluk yaratıyor. Buraya kırmızı başlıklı kızın hikayesini falan bile yazsam zamanım daha güzel geçiyor.
Şimdi hiçbir savaşa girmiyorum oysa. Sanırım soğuk havaların kısıtlayıcılığından yorgun düşüyorum. Devamlı bir yerlere girmek durumundayım, çünkü dışarda üşüyorum! Karanlık, karanlık ve karanlığa bakarken insan nasıl ilham bulabilir? Bulutlar birbirinin üstüne çöreklenip renkleri örttüğü zaman benim de için katılıyor.
Bunları yazıyorum, çünkü şu insanı gıcık eden havada, "üçgen peynir yedim" demek yerine bir anda "iğrenç peynir yedim" deyiverdiğim ve kafamdan bir yerlerden habire, kullanmaktan titizlikle kaçındığım "iğrenç" sözcüğünün geçiyor olabileceğini düşündüğüm bu günde, kelimeleri kullanmaktan geri kalmak daha büyük bir boşluk yaratıyor. Buraya kırmızı başlıklı kızın hikayesini falan bile yazsam zamanım daha güzel geçiyor.

1 yorum:
Valla havalar bir öyle bir böyle Hande Yener'e bağladı. Anlamıyorum ki ne istiyor bizden, güneş var oh diyorum çıkıyorum beş dakika sonra sırılsıklam modda sinir küpüyüm, peh! -.-
Yorum Gönder