Kafamdan bir İtalyan (aklımda öyle kaldı, aslında Avrupalı) hanımefendinin bir ton saçını çıkarıp kutusuna koydum. Hevesimi henüz alamadım ki şu kocaman saçlardan. Zaten insan kendinde ne yoksa ona özeniyor. Daha bugün hatırladım, upuzun ve yukarı kıvrılan kirpiklerimi elimin tersiyle itip, bir konser esnasında yanıma düşüvermiş kısacık, küt kirpikli bir kızcağızınkilere hayran hayran bakmıştım.
Saçın rengini kendiminkinden daha çok beğendim, zira sıkılıyor insan doğduğundan beri aynı rengi kafada taşımaktan. Gerçi kimyasal işlemlere ne gerek, yaşamımın ilk birkaç senesinde sarı, kıvırcık saçlıymışım, sonra koyulaşa-düzleşe bu hali almış. Gitgide de koyulaşıyor ya, hayırlısı bakalım. Bu çıt-çıt öyle mi, benimkinden azzzcık daha açık rengi, aman bir güzel gelsin bir hoş gelsin gözüme, bir avuç saçım olmasa yarın gider boyatırdım.
Annemle babam da çok beğendiler görüştüğümüz çok kısa zaman içinde, annem yemek yapmaktan, babam Tonton'u gezdirmekten anca yemek sofrasında bir görüştük. Benden başka herkes atlı kovalıyormuş gibi yemek yiyor bu evde, annem titizlikten ölüyor, daha kendi yemeği bitmeden bir bakmışsın birtakım bulaşık tencere vesaire yıkamış ondan sonra ikinci tabağını koymuş, insan ayrı bir diken üstünde oluyor. Bugün çok tuhaf bir şey yapmış: banyo lavabosunun içinde bir avuç pirinçle karşılaşınca kaynağını sordum. Sonradan tane tane dökülen pilava dönüşsün diye ıslattığı pirinçleri banyoda yıkamış; çünkü mutfaktaki su soğuk akmıyormuş diye düşünmüş, halbuki akıyormuş - annem birçok şeyi tersinden düşünürmüş, hayatında sık sık olurmuş ona bu, tersten doğduğu içinmiş herhalde!
Bugün işten çıkıp eve erken gelmenin keyfini yaşamak istedim, pek bir keyif verdiğini söyleyemeyeceğim, zira bu Ankara'da insan hakikaten fena sıkılıyormuş. Evin kapısını ilk açan olmak eskisi gibi tat vermiyorsa eğer, yeni oluşumlara yönelmek gerekiyor diye düşündüm. Yazarcılık oynamaktan başta çok çekindim; özgünlük takıntım olmamasına rağmen kendimi bir akımın temelsiz takipçisi gibi hissettim. Sonra düşündüm; neden bilsinler? ile bilmezlerse ne anlamı var? arasındaki çekişmeyi ikincinin kazanmasının doğru olacağında karar kıldım. Hayatı belgeleme saplantımın iki türlü olduğunu hatırlamam gerekiyordu, elimden düşürmediğim fotoğraf makinemin yanı sıra devamlı yazdığımı unutuvermiştim. Zaten neyi unutmadım ki son birkaç aydır?
Gülmeyi unutmuştum, yeniden başladım.
4 yorum:
Çok naif, çok sade ve bu yüzden olsa gerek pek güzel bir biloğunuz var hanımefendi, güle güle (gerçekten gülerek yani) yazın biloğunuza, ayrıca siz de evinizdekilere özenip daha bol yemek yerseniz hiç fena olmaz =) Bir de genel bir bravo !
Teşekkür ederim Emir Beyciğim, siz olmasanız olmazdı malum... Güle güle okuyun!
bakınız her dakika her gün hatta günde 5 - 10 yazı bekliyorum :D
Yorgunluk/mecburi iş vb. sorunlar çıkmazsa o zaman zaten ben de tıkır tıkır yazmayı düşünüyorum :)
Yorum Gönder