24 Ocak 2011 Pazartesi

Geldik mi?



Canım yazmak istiyor bazen, ama diyorum ki şimdi ne yazacağım, daha doğrusu şimdi tam yazabilecek miyim? Hayır diyorum, şimdi tam yazamam, yarım yamalak bir şey olur. Çünkü biliyorsunuz, buraya bir şeyler yazmak yaptığım her çok mühim iş gibi çok çok mühim; ince elenip sık dokunması, uzun uzun planlanması, şöyle bana yakışır bir şeyler yansıtması gereken bir iş. Ama şöyle de bir gerçek var ki son yazımdan beri, koskoca üç haftadır, hiç öyle yazılıp çizilesi, aman pek güzeldi dedirtecek bir şey yaşamadım diyebilirim. Aldım üç haftayı, çiğnedim çiğnedim ve yuttum. Tükürdüm diyecektim, ama o zaman çok yapışkan ve günümüze fırlamış bir zaman diliminden söz ediyor olurdum. Oysa bu ufak final dönemi ufak dediğime bakılmayacak kadar gergin ve panik içinde geçti, dolayısıyla öyle çiğnenip tükürülmesi ve abidevi bir biçimde masanın üzerinde pis pis bırakılması bana büyük haksızlık olurdu. Aslında bugüne kadar bana haksızlık falan olmazdı. Bugüne değin, odamın herhangi bir köşesinde final dönemine ilişkin anıların böyle salyalı ve tortop bir biçimde nispet yaparak günümü kirletmesine izin verebilirdim, çünkü bunun bana müstahak olduğu gibi birtakım duygular açığa çıkaran bir kendi kendini sabote etme döngüsüne girmiş idim. İşbu döngüde uzun bir müddet fırıl fırıl döndükten sonra, mancınık güllesi gibi fırtladım son spiralden. Takdir edersiniz biraz başım dönüyor hala. İç kulak sıvılarım tamamen yatışıp dengem iyice sabitlensin, geliyorum. 


2 yorum:

sinirkoyu dedi ki...

oo çok fenaymış! geçmiş olsun.

pın dedi ki...

ah, teşekkür ederim. tam geçemedi ama geçiyor :)